Bu yaziyi uluslararsi sokak hayvanlari kontrol etme dernek ve kurumlarinin gozlerini Turkiye ve Azerbaycan’a dikmelerini ogrendikten sonra yazma ihtiyaci duydum. Bu kisiler, inandiklari evrensel dogrulari esliginde, tum dunyaya kendi ulkelerinde surdurulen uygulamalari goturmek kararliligindalar. Genis bir acidan bakildiginda bunun sadece hayvanlara yonelik ahlaki tavirlarla sinirli olmadigi gorulecektir. Ihrac ettikleri belli bir dusunce ve inanc duzenidir.
Turkiye’de yillar once okudugum bir gazette haberine gore sekiz kisiye bir kedi dusuyor. Buradan ulkedeki kedi nufusunun 10 milyona yakin oldugunu varsayabiliriz. Bir veteriner tanidigima gore bu rakam en az 15 milyon. Bu kadar kedinin evlerde ikamet etmedigini biliyoruz. Bilinmedik zamanlardan beri kediler sokaklarda yasarlar. Tek katli evlerin, koylerin kedileri, sikca disarida vakit gecirirler. Sokak itlerinden farkli olarak sokak kedileri, cusselerinin kucuklugu nedeniyle goze batmadan sehirlesmenin olustugu yerlerde surdururler. Besin kaynaklari copluklerdir. Arabalarin, altlarinda ve ustlerinde uyuyup, bodrumlara, merdiven altlarina yavrularlar. Copluklerdeki ozellikle et kokenli artiklari kokusmalarina firsat vermeden temizledikleri gibi, fare nufusunun artmasini ve fare ile gelen bulasici hastaliklarin yayilmasini onlerler. Yediklerini, park ve bahcelere diskilayip gomerek, topragin gubrelenmesine katkida bulunurlar. Ciftlesme mevsimleri disinda ses de cikartmazlar. Insanlara saldirdiklari belgelenmemistir.
Sokak itlerinin sayisi, kedilerle karsilastirildiginda bir milyonu dahi bulmaz. Onlarin besin kaynaklari coplukler ve mahallelinin verdikleridir. Sayilari arttiginda gurultucu olurlar,...
[More]
Posted at: 11:05 PM | Permalink